www.uydd.org.tr

www.facebook.com/ustunyetenekliler

twitter.com/#!/Ustunyetenekli

Üstün Yeteneklilerle İlgili Bilgi Kaynağınız

Bu site AB Grundtvig projesi hibe desteğiyle kurulmuştur.

Site ve içeriğinden dolayı AB Grundtvig projesi ve ulusal ajans hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Üye Girişi

Site İstatistikleri
Toplam Üye:406
Son Üyemiz:Valenti...
Bölüm:11
Kategori:36
İçerik:289
İçerik Okunma:251358
Bağlantılar
Site Ziyaretçileri
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün103
mod_vvisit_counterDün298
mod_vvisit_counterBu Hafta1228
mod_vvisit_counterBu Ay6597
mod_vvisit_counterHepsi298984
Google Arama
Özel Arama
sosyal medyada paylaşın..
Sizin Gönderdikleriniz Düşünceler Çocuklar daha kolay nasıl öğrenir?
Google bookmarkDel.icio.usTwitterFacebookJP-Bookmark
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Sizden gelenler - Düşünceler

Çocuklar daha kolay nasıl öğrenir?

Çocuğunuzun ders çalışma yönteminden memnun değil misiniz? Çabucak dikkati mi dağılıyor? Öğrenmesini nasıl kolaylaştırabilirsiniz? Ünlü öğrenme stillleri teorisyeni Rita Dunn, her çocuğun kendi düşünme biçimine uygun bir öğretme yöntemi bulunduğunu savunuyor



’Cevapları rap şarkısı olarak alın’ Çocuğunuz nasıl öğreniyor? Müzik dinleyerek ders çalışması sizi rahatsız ediyor mu? Ya da masasının üzerine yığılmış, dağınık kitaplar varken çalıştığını gördüğünüzde içinizden "Böyle ders mi çalışılır?" cümlesini geçirdiğiniz oluyor mu? Ödevlerini yaparken bir şeyler atıştırmak istiyor mu? Derslerini masa yerine koltuğa ya da yatakta uzanarak yapmayı mı tercih ediyor?


Öğretmeni size dikkatinin dağınık olduğundan, sınıfta çok konuştuğundan şikayet ediyor mu? Kız ve erkek çocuğunuz arasında öğrenme farklığını gözlemliyor musunuz? Tüm bunlar ailelerin cevaplarını merak ettiği sorular. Oysa öğrenme stili üzerinde çalışan uzmanlara göre, her çocuğun ayrı bir öğrenme biçimi bulunuyor. Önemli olan çocuğun nasıl öğrendiğini belirlemek ve yeni bilgiyi onun öğrenme stiline göre öğretmek. Dünyada en çok araştırılan ve uygulanan Dunn&Dunn Öğrenme Stilleri Modeli’nin mimarı ve yaşamının 40 yılını bu konuyla ilgili çalışmalara ayıran 79 yaşındaki St. John’s Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rita Dunn öğrenme stillerini ve çocukların nasıl daha iyi öğrenebileceklerini anlattı ve ailelere uygulayabilecekleri ipuçları verdi.


KİMİ ÇOCUĞA SES KİMİNE IŞIK GEREK


"Öğrenme stilleri" kavramı ilk kez 1960’lı yıllarda ABD’de tartışılmaya başlandı. Bu kavramı ortaya ilk atan da Prof. Dr. Rita Dunn oldu. Amacı her insanın farklı biçimde öğrendiğini ortaya koymaktı. Türkiye’ye Bilfen Okulları’nda bu sistemi kurmak için gelen Prof. Dr. Rita Dunn’a göre, "Çocuklar öğrenme konusunda engelli değiller, bizler onlara öğretme konusunda engelliyiz." 1990’lı yılların başından itibaren öğrenme stilleri değişik ülkelerde okullarda uygulanmaya başlandı. Burada amaç her öğrencinin öğrenme stilini belirlemek ve ona göre öğretmek oldu. Dunn’a göre öğrenme stilleri, "uyarıcılar" adı verilen çevresel, duygusal, sosyolojik, fizyolojik ve psikolojik olmak üzere beş etkene ayrılıyor. Bu etkenler de öğrenmeyi etkileyen en önemli faktörler.


DÜŞÜNME BİÇİMİ ÖNEMLİ


Öğrenme stillerine göre, öğrenciler sağ ve sol beyinlerindeki baskınlığa bağlı olarak bilgiyi işleme ve düşünme biçimleri açısından, analitik ve global (bütünsel) diye psikolojik açıdan ikiye ayrılıyorlar. Öğrenme stilleri ile ilgili 18 ülkede araştırma yapan Dunn’un sonuçlarına göre, öğrencilerin yüzde 85’i global. Ancak öğretmenlerin yüzde 65’i analitik. Öğretmenlerin çoğu analitik olduğu için analitik öğrenen çocuklar, bu durumda çok şanslı. Öğrenmede kötü sonuçlar çıkmasının nedenlerinden biri de öğrenciler global olmasına rağmen, öğretmenlerin analitik olması. Globaller kendi hayatlarındaki önemini anlayana kadar konuya konsantre olmakta zorlanırken, analitikler kelime ve sayılara önem veriyor, detayları inceliyor. Bu nedenle de öğretmenlerin sınıflarında öğrencilerin öğrenme stillerini bilmeleri ve buna göre derse devam etmeleri gerekiyor

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Eğitimlerden Rastgele Resimler

Arşivden Rastgele Makaleler

DUYGUSAL ZEKA

DUYGUSAL ZEKA

Duygusal Zeka diğer insanları anlamaktır. Onları ne harekete geçirir, nasıl çalışırlar,onlarla nasıl işbirliği yapılabilir. Başarılı sanatçılar, politikacılar, öğretmenler, doktorlar ve dini liderler büyük olasılıkla yüksek düzeyde kişiler arası zekaya sahiptir.

Günlük hayatta kişiler arası zekadan daha önemli bir zeka türü yoktur. Eğer bu eksikse, kiminle evleneceğinize nerede çalışacağınıza dair kötü kararlar verebilirsiniz.

Aslında tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir. Duygu (emotion) sözcüğünün kökü moteredir. Latince hareket etmek anlamına gelen fiile –e ön eki getirdiğimizde anlam uzaklaşmak olur ki bu, her duygunun bir harekete yönelttiği fikrini verir. Örneğin: öfke hissedildiğinde, kan akışı bir silahı tutmayı ya da düşmana kolayca vurmayı kolaylaştırıcı şekilde ellere yönelir. Kalp atışı hızlanır, adrenalin gibi hormonların hızla salgılanmasıyla çevikçe hareket etmeye yetecek güçte bir enerji oluşur.

ÖZBİLİNÇ

Kendini tanıma ve bir duyguyu oluşurken fark edebilmek duygusal zekanın temelidir. Gerçek duyguları fark edememek bizi onların insafına bırakır. Duygularını tanıyan insanlar hayatlarını daha iyi idare ederler. Kişisel karar gerektiren konularda ne düşündüklerinden daha çok emindirler. Öz bilinç duygularımızı kendimizi kaptırmak değil farkında olmaktır. Bu birine ölümcül bir öfke beslemekle, o öfke sırasında “şimdi öfkeye kapıldım” gibi kendine yönelik bir düşünceyi aklından geçirebilmek arasındaki fark gibidir. “ öfkeye kapıldım” düşüncesi daha büyük bir özgürlük sağlar. Salt hissedilen duyguya kapılarak harekete geçme seçeneğini değil, aynı zamanda bu duygudan kendini kurtarmayı deneme seçeneğini de sunar.

Öz bilinç sahibi insanlar kötü ruh haline girdiklerinde, bunu dert edinip kafalarına takmaz ve kendilerini daha kısa bir sürede bu duygudan kurtarırlar.

DUYGULARI İDARE EDEBİLMEK

Bir çeşit öz denetim yani tutkunun kölesi olmaktansa, hayatın getirdiği duygusal fırtınalara dayanabilme. Burada amaç duyguları bastırmak değil dengedir. Her duygunun kendine has değeri ve önemi vardır. İnsanın kendini iyi hissetmesi için tatsız duygulardan kaçınması gerekmez, ancak bu fırtınalı duyguların tüm olumlu ruh hallerinin yerini alacak şekilde kontrolden çıkmaması gerekir.

Öfke: insanların kaçınmak istedikleri duygular arasında en uzlaşılmaz olanı öfkedir. Üzüntünün aksine öfke enerji verir, hatta coşturur.

Öfkenin merhemi:

neden öfkelendiğimiz hakkında ne kadar çok düşünürsek, öfkemizi haklı çıkaracak o kadar iyi neden icat edebiliriz. Kafayı takmak öfkeyi körükler, ancak olaylara değişik bir açıdan bakmak, öfkenin alevlerini söndürür. Öfkeyi dağıtmanın bir yolu da, öfke dalgasını başlatan düşünceleri yakalamak ve bunlara meydan okumaktır (derin gevşeme, nefes alma, egzersiz). En kötü seçenek öfke ile hareket etmektir. Çok daha etkili bir yöntemse, önce yatışıp daha sonra yapıcı veya kendini ortaya koyacak bir biçimde, o kişiyle yüzleşerek anlaşmazlığı gidermektir. Öfkeni içine atma, ancak öfkeyle de hareket etme.

KENDİNİ HAREKETE GEÇİRMEK


Duygular konsantrasyonu bastırdığında, yitip giden şey; bilişsel bilimcilerin işleyen bellek dedikleri, yapılmakta olan iş hakkında tüm bilgileri zihinde tutma yeteneğidir.

Duygusal sıkıntıların zihinsel yaşama nasıl müdahale edebildiği, öğretmenler için yeni bir haber değildir. Kaygılı, öfkeli ya da bunalımlı öğrenciler öğrenemezler.

Bizi harekete geçirecek duygular:

Devamını oku...